Cem Kaya

  1. Arabeks
    Tüm Bilgiler
    Arabeks Belgesel 
    Yerli Film
    Cumhuriyet sonrası sanayileşme sürecinde büyük kentler aldıkları yoğun iç göç ile yeni bir sosyal kimliğe bürünmeye başlar. Şehrin yeni sakinleri şehrin mevcut kültürü içinde kendini ifade edemez ve kendi Şehirli kültürünü yaratır."Gecekondulular", kendi kültürel tatlarını "minibüs müziği" olarak adlandırılan yeni bir müzik türünde bulur. Doğu, Batı ve Türk müziğinden devşirilmesine rağmen bu çok katmanlı müziğe yeterince "batılı" olmadığı için "arabesk" yaftası yapıştırılır.Acılı, kaderci ve sitemkâr şarkı sözleri, yeni şehirlilerin bu yabancı yerdeki uyum sorununa işaret eder.70'li yıllarda Orhan Gencebay, Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses'in çıkışıyla arabesk müziğin "babalar kare ası" tamamlanır. Yeni şehirlilerin şehirde, eski şehirlilerden daha fazla yer kaplamasıyla, şehir gibi arabesk de kendi içinde dönüşüme uğrar. Kayıt teknolojilerindeki gelişimin çok satma ilkesini müzik piyasasının temeline yerleştirmesi ve 1980 darbesinin yarattığı kültürel tahribatla isyankâr kimliğini kaybeden arabesk, giderek sisteme eklemlenir ve geniş kitlelere hitap eden yeni bir tür popüler müziğe evrilir.Sanatçılarının yanı sıra hitap ettiği kitlenin de kendi içindeki dönüşümüyle arabesk, bugün, çoğunluğun kültürü konumunda. Film, bu kültürel-müzikal fenomenin doğuşunu ve gelişimini, müzikal örneklerle birlikte Tarlabaşı birahanelerinden, lüks restoranlara; amatör müzisyenlerden usta aranjörlere uzanan geniş bir panorama üzerinden anlatıyor.
    • 2010
    • Türkiye
    • 480P
    • IMDb 7.9
    • 83
    • 1
    Motör: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması
    Tüm Bilgiler
    Motör: Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması Belgesel 
    Yerli Film
    1960-1970lerde Türkiye, dünyanın en büyük film üreticileri arasındaydı. Televizyon ancak 70lerin ortalarında evlere girmeye başladığından, radyo ve sinema herkesin ulaşabildiği tek kitle iletişim aracıydı. Ülkenin her kentindeki büyük açık hava sinemalarında her hafta çeşitli filmler oynatılır ve halk ailece pikniğe gider gibi bu sinemalara akın ederdi.Bu üretkenliğine rağmen Türk film endüstrisi "Yeşilçam", hem mali hem de yapısal açıdan zayıftı. Ülkede ne film okulları, ne de donanımlı laboratuvarlar vardı. Bir dönem negatif film döviz eksikligi yüzünden kotayla yurtdışından getiriliyordu, eski ve yıpranmış kamera ve donanımla, zorlayıcı ve tehlikeli koşullar altında ölesiye çalışılıyor ve bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de sert bir sansür kuruluyla mücadele etmek gerekiyordu. En önemlisi de, Avrupa ve Amerika'da üretilen filmlerle karşılaştırıldığında, Yeşilçam asla parıltılı çarpıcı imgeler yaratamıyordu.Bu durumda bir avuç senaryo yazarı ve yönetmen, iç piyasanın taleplerini karşılamak ve para kazanmak amacıyla durmadan aynı hikayeyi anlatıyordu: Yoksul oğlan zengin kız, doğduklarında birbirinden ayrı düşen kardeşler, büyük şehre çalışmaya gelen taşralı gibi anlatılar tekrarlanıyordu.Yabancı eser sahipleri yapımlarını genelde Türkiye'de tescil ettirmediklerinden, telif hakkı ülkede pek işlemiyordu . Yeşilçam piyasası bu durumdan yararlanarak Avrupa, Amerika ve Hint filmlerini kopyalıyordu. Bazen filmleri değiştirirerek, bazen sahne sahne çekerek, bazen paraları olmadığından daha da ileri gidip bu fimlerin müziklerini, ses kayıtlarını ve özel efektlerini alarak kendi filmlerine ekliyorlardı. Böylece Yeşilçam, bugünün patchwork ve sampling pratiklerinin öncüsü de oldu. Öyküleri ve karakterleri Türk izleyicisinin zevkine uydurarak kullanan filmciler, donanım ve para eksikliğini, kamera önünde ve arkasında yoğun bir emek kullanarak telafi etme yoluna gidiyorlardı. Nezih Erdoğan'ın yazdığı gibi: "Luke Skywalker bir kez vuruyorsa, Cüneyt Arkın yüz kere vuruyordu."Yüz yıllık tarihi içinde Türk sineması 7000'in üzerinde (tam sayı bilinmiyor) film üretti: Bir avuç özenli film ve yerli komediye karşılık, çoğu süper kahramanları ya da düzmece tarihi kahramanları konu alan filmler, Mısır sinemasına benzer melodramlar, Türk gialloları, Anadolu westernleri, seks komedileri ve porno filmleriydi.Global ve yerel ölçekte Soğuk Savaş, öğrenci ayaklanmaları ve halk isyanlarının yaşandığı ve sansürün yoğun olduğu bu dönemde Yeşilçam yönetmenleri, hem ayakta durmak istiyor, hem de sanatçı olarak kendi dünya görüşlerini yansıtacak filmler yapmaya çalışıyorlardı, ama ancak Metin Erksan ya da Yılmaz Güney gibi birkaç isim bu konuda başarılı oldu, ve bunun bedelini de ağır ödedi.70lerin ortalarında evlere televizyonun girişi ve 1980 darbesinden sonra Türkiye'de neoliberal politikaların hakim olmasıyla Yeşilçam gerilemeye başladı. Kısa sürede Hollywood filmleri sinemaları ele geçirdi. Yeşilçam, seks filmleri ve ünlü şarkıcıların rol aldığı Arabesk dramlarla ayakta kalmaya çalıştıysa da Türk yapımlarını gösteren sinemalar birer birer kapanmaya başladı.Bu gelişmenin...
    • 2014
    • Almanya,Türkiye
    • 480P
    • IMDb 7.9
    • 74
    • 0

ugurfilm.com, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim sayfasından bize ulaşabilirler.
Sitemap, film izle tipobet yeni giriş adresi bonus veren bahis siteleri yabancı dizi izle hd film izle